TMMOB Çevre Mühendisleri Odası
TMMOB
Çevre Mühendisleri Odası
AOÇ İÇİN YENİ DAVA

Dava dilekçesinde, davaya konu olan ilke kararında tarihi sit alanlarının koruma ve kullanma koşullarının belirlendiği, yürürlükten kaldırılan 421 sayılı İlke Kararından farklı olarak da tarihi sit alanlarında kamu hizmet yapıları ile zorunlu altyapı uygulamalarının yapılabileceği düzenlenmesinin yer aldığı belirtilerek, ‘Her ne kadar 421 sayılı ilke kararının yeniden düzenlendiği belirtilmekte ise de yapılan değişiklik, sadece tarihi sit alanlarında kamu hizmet yapılarının "plansız biçimde" yapılmasına olanak sağlanmasıdır. Yapılan bu değişiklikle, milli park niteliğine sahip tarihi sit alanlarında Uzun Devreli Gelişme Planı, diğer tarihi sit alanlarında ise koruma amaçlı imar planları hazırlanmaksızın, gerekli araştırmalar, analizler ve mutlak koruma alanlarına ilişkin kritik tespitler yapılmadan, hiçbir koşula bağlı olmaksızın yapılaşmaya izin verilmektedir.` denildi

Dilekçede kararın, kültür varlıklarının korunması ile ulusal ve uluslararası kurallara, ülkemizdeki koruma ile ilgili mevzuata açıkça aykırı olduğuna vurgu yapılarak, tarihi sit alanları önemli tarihi olayların cereyan ettiği ve bu nedenle özellikleri ile korunması gerekli alanlar olduğu belirtildi. Tarihi sit alanlarının doğal yapısıyla birlikte korunması gerektiğinin altının çizildiği, bu alanlarda herhangi bir yapılaşmaya izin verilmeyeceği, doğal yapısının korunması için her türlü önlemin alınması gerektiğine vurgu yapılan dava dilekçesinde şu ifadelere yer verildi: 

‘Bununla birlikte tarihi sit alanlarında bir yapılaşmaya izin verilmesi söz konusu olsa dahi;  Bunun koruma amaçlı imar planı kararlarıyla belirlenebileceği açıktır. Keza bu durumda dahi Planlama çalışmaları sırasında;

- Alana gelecek işlevlerin uyumu,

- Günümüz koşullarının gerektirdiği altyapı hizmetlerinin proje aşamasından itibaren kültür katmanına zarar vermeyecek ve toprak kullanımını en alt düzeyde tutacak biçimde ele alınması, 

- Öneri yapı gabarileri ile yapı tekniği ve malzemesinin geleneksel doku ile uyumuna özen gösterilmesi, gibi hususlar önem arz etmektedir.`

Dilekçede, ilke kararında tarihi sit alanının tarihi ve kültürel değerlerini koruyan koruma amaçlı imar planı yapılıncaya kadar kamu hizmet yapısı yapılabileceği kararı verilirken, alanın koruma ve kullanma şartları henüz belirlenmeden fonksiyonu ne olursa olsun (kamu hizmet yapısı veya başka bir yapı) yapılaşma koşulları belirlenmeden herhangi bir yapının yapılacak olmasının sit alanına verebileceği zararların önemsenmediğine dikkat çekildi. 

‘Hızlı kentleşme sürecinde özellikle büyük kentlerde sit alanlarının tahrip edildiğine vurgu yapılan dilekçede, bu alanlardaki zengin mirasın korunmadığını da belirtildi. Bunlardan Atatürk Orman Çiftliği (AOÇ) hakkında Ankara Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu`nun 03.02.2012 tarih ve 468 sayılı kararıyla tarihi sit statüsünün kaldırılmasına karar verildiği, ardından açılan dava ile de bu kararın iptal edildiği belirtilen dilekçede şöyle denildi:

‘Anılan kararın iptali istemiyle açılan dava sonucunda Ankara 11. İdare Mahkemesi bilirkişi raporundaki "söz konusu alanın ülkenin ve ülke insanının özellikle başkent halkının belleklerinde ve yaşam sürecinde yer edinmiş olması her ne olursa olsun genç Türkiye Cumhuriyetinde dikkate alındığında tarihi bir değer olarak göz ardı edilmesinin mümkün olmadığı" tespitler ışığında "tarihi sit statüsü ile ilgili olarak herhangi bir araştırma, inceleme, yerinde değerlendirme gibi hazırlığa girişilmeden yalnızca alanın tarihi açıdan bir özellik ve nitelik taşımadığı gerekçesiyle tarihi sit statüsünün kaldırıldığı, idari işlemin sebep unsurunu oluşturan alanın tarihi açıdan bir özellik ve nitelik taşımaması şeklindeki gerekçenin hangi inceleme ve araştırmaya dayandığının idarece ortaya konulmadığı" gerekçesiyle iptal kararı verilmiştir.  

Bilindiği üzere Atatürk Orman Çiftliği arazisinde halen Başbakanlık Hizmet Binası inşaatı devam etmektedir. Ne tesadüftür ki, bir kamu hizmet yapısı olarak Başbakanlık binasının yapımına olanak sağlamak üzere alınan tarihi sit statüsü kaldırılmasına dair Koruma Kurulu kararı hakkında Ankara 11. İdare Mahkemesinin 17.02.2014 tarihinde verdiği iptal kararından bir gün sonra 18.02.2014 tarihli Resmi Gazete`de yayınlanan Koruma Yüksek Kurulu kararıyla tarihi sit alanlarında kamu hizmet binası yapılmasına izin verilmektedir. 

Buradan da açıkça anlaşılmaktadır ki; dava konusu ilke kararında korumadaki kamu yararını gerçekleştirmek değil, tarihi sit alanında devam eden bir inşaatın hukuka aykırılığını bertaraf etmek hedeflenmektedir. Karar öncelikle bu nedenle maksat ve sebep unsuru bakımından açıkça hukuka aykırıdır. Zira, davalı idarenin böyle bir düzenleme yapma ihtiyacı korumayı geliştirmek üzere objektif kural getirmek değil, koruma ilkelerine aykırı olarak gerçekleştirilmek istenen bir uygulamanın yasal altlığını oluşturmaktır.`

09.04.2014 00:00
Okunma Sayısı: 322